Görünmeyenler 9.bölüm

Nilay koridorda sedyeyle taşınırken, Azad'ın hesap sorar gibi bakan derin anlamlar yükleyen bakışlarını zihnine kazıdı.
Bununla daha sonra ilgilenecekti!
Karnında katlanması çok zor olan ağrısıyla iki büklüm olmuştu.
Bebeğini kaybetme korkusu, tüm benliğini sarmıştı. İstediği tek şey, bebeğinin  iyi olup hayatta kalmasıydı.
Kaybetme korkusu, yaşadığı bütün korkularının üstün de geldiğini fark etti.
Kendine güç toplamak için,her şeyden önce bebeği için bundan sonra iyi olacağına, defalarca kendine söz verip durdu.
 Sedyede oradan oraya sürükleniyordu bir türlü hastanenin diğer bölümüne varamamışlardı.
Karnı öyle kasılıyordu ki acıdan yüzü kaskatı kesilmişti. Kesik kesik nefes alıyor sakin olması için sürekli kendini telkin ediyordu.
Sonunda vardıkların da kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki bebeğinin durumunu öğrenmeye fırsatı olmadan kalp krizinden öleceğini düşünüyordu.
Doktorun odasına girer girmez yüzlerine bile bakmadan "içeri alın lütfen belden aşağısını soyup masaya yatırın".
Perdeyle ayrılmış bir bölüme geçirip üstündekileri çıkartmak için elini uzattığında hemşireye "kendim halledebilirim" diyip
aceleyle çıkardı.
Bacaklarının arasından akan kanın yoğunluğunu görünce başı dönmeye başladı. hemşire koluna girip masaya yatmasına yardımcı oldu.
Doktor içeri girdiğinde yanında nilayı sedyeyle taşıyan, yanlarında gelen adamla birlikte görünce nilayın gözleri hayretle açıldı.

"o neden burada?" sorusu havada asılı kalmıştı.
Kimse Nilay'ı dikkate almıyor bir şey söylendiğinde yada sorduğunda ona değil havaya
konuşuyorlardı sanki. Doktor ultrason cihazına jel sürerken Nilay güçlükle konuşarak. "bakın bu durum yeterince zor ve rencide edici bir pozisyon sizden bile utanırken bu adamın orada dikilmesi adalet mi? hem korkmayın yemem sizi!" dedi.
Doktor bir anlık kararsızlıkla adama bakıp "kapıda bekleyin siz" dedi. Nilay bir nebzede olsun rahatlamıştı.
Nilay minnetle "Teşekkür ederim" dedi... Doktor son derece umursuzca ultrasonu karnında gezdirdiğinde nilay heyecandan nefesini tutup bekliyordu. Kalp atış seslerini duyduğunda dünyalar önüne serilmişti sanki.sevinçle "yaşıyor yaşıyor" diyerek doktora bakıyordu.
Doktor ise kaşlarını çatmış ekrana bakıyordu. nilayın yüzüne bile bakmadan "bacaklarını uzat"komutu ile nilay söyleneni yaptı.
Kendini bir böcek kadar değersiz hissediyordu. kimsenin yanında tek başına durmaya cesaret edemediği bir böcek!
"Şimdi sakin olacaksın ve kendini kasmayacaksın,kanaman çok yoğun görünüyor,açıklık olup olmadığını kontrol edeceğim  derin bir nefes al!"

Doktor yaşlı huysuz bir adamdı. Nilay söylenenleri harfiyen yerine getiriyordu sırf badigart kılıklı o adam içeri girmesin kendini daha fazla mahcup hissetmesin diye. Sonunda muayenesini bitirip Nilay ile ilk kez göz teması kurarak "bebeğin kalp atışları 150-160 olması gerekirken seninki 90'larda hatta 90'nın altına kadar düşüyor, düşük riskin çok yüksek"
Nilay endişeyle "peki bebeğim yaşayacakmı? düzelecek mi?" diye sordu.  Doktor arkasını dönüp
eldivenlerini çıkartmaya başlamıştı bile "bunu zaman gösterecek her şeye hazırlıklı ol!" Deyip hemşire ile baş başa bıraktı.
Hemşire "hadi bakalım giyinme zamanı" etrafındaki herkes kendini aptal gibi hissettiriyordu. Bebeği hakkında doğru düzgün bilgi bile alamıyordu. Kendisi ile değil 3.bir şahısla konuşuyorlardı sanki, bu durum öfkesini kabartıyor az sonra doktora söyleceklerini kafasında toparlıyordu.

Bunun altında kalmayacağım!

Hiç kimsenin böyle davranmaya hakkı yok diyerek öfkesini git gide tetikliyordu.
bacaklarını indirip tam üstünü giyeceği sırada odaya berbat bir koku hakim oldu. Nilayın iç güdüleri devreye girip kafasını az önce doktorun çıkmış olduğu yöne doğru çevirdi. Elinde makasla bekleyen kafasını yana doğru eğmiş her zamanki gördüğü kadını gördü.
Simsiyah yüzü ve beyaz göz bebekleri ile kendisine doğru bakıyordu.
İrkilerek geriye doğru sıçradığı anda gördüğü varlıkta baş ucuna ışık hızıyla gelmişti.  siyah paslı Makası, havaya kaldırarak karnına sapladı. Acıyla bağırdı gördüğü varlık bir anda yok oldu.
Hemşire "nilay hanım sakin olun üzerinizi giyin zorluk çıkartmayın! diye sertçe uyarsa da Nilay hiç bir şey duymuyor acıdan iki büklüm olarak kıvranıyordu.
Karnına baktığında görünürde hiç bir şey yoktu ama o makasın içine girişini etinden geçerken çıkarttığı sese kadar duymuştu. Şimdiyse acısını yaşıyordu. kesik kesik nefes alarak hemşireye baktı.

"o burda bebeğimi almaya geldi" diye feryat edip hemşirenin de görmüş olması için boş bir umutla yüzüne bakıyordu.
Doktor ve beraber geldikleri hasta bakıcı da içeri girdi. Hasta bakıcı nilayın baş ucuna geçip kollarından tuttu.
"Giyinin" diye emretti "kimse burda yok güvendesin!" Doktor Film  seyreder gibi uzaktan seyrediyordu.
Nilay Doktora dönüp "orda dikileceğine bir şeyler yapsana bebeğim ölüyor adi herif! diye bağırdı."

"Ağrı kesici ve serum takacaklar!ilaçlarını kullanman gerekiyor. böyle devam edersen bebeğinin yaşaması mucize olur zaten" dedi.
Herkes kendisine acıyarak yada iğrenerek bakıyordu. kendini ifade edememek çılgına dönüştürüyordu nilayı. hemşire üzerini giydirmiş yürüyen sandalyeye oturtmuştu. Vücudu yorgun ve halsiz düşmüştü. Sürekli etrafına bakınıp o kadını arıyordu.
Tek kişilik bir odaya yatırıp serum ve iğneler yapılmıştı. Göz kapakları ağırlaşmış uyumamak için mücadele ederken çoktan sızmıştı bile üzerinde bir ağırlıkla uyandı. Göz kapaklarını zorlukla aralayarak açtığında siyah bir karartının üstünde oturduğunu fark etti.
Karşısındakinin beyaz gözleri ile buluştuğunda dehşete kapıldı.

"Ne istiyorsun benden"diyebildi. Sakince simsiyah beline kadar gelen saçlarını tarıyordu. Ağırlık git gide fazlalaşıyor iç organları patlayacak gibi ağrıya sebep oluyordu. Hiç bir şey yapamıyordu,
kaçmak için gücü yoktu gözlerini zor aralık tutuyordu. Sağa sola dönüp eline bir şeyler alabileceği şeyler aradı.
kolunu kaldırmak için ne kadar mücadele etse de yerinden kımıldayamıyordu. Tekrardan bağırdı

"benden ne istiyorsun!"

Katran karası dişleri ile gülmeye başladı, Kulaklarını sağır edercesine sesli tiz bir kahkaha ile gülüyordu.
Odanın ortasında bir hortum çıktı hayretle oraya ve kadına bakıp çaresizlik ve korkuyla seyrediyordu.
Hortum'un rengi kırmızıydı odanın tam ortasında büyük bir kısmı kaplamıştı. Silindir şeklinde hızla dönüyordu.
Nilayın Rüzgardan saçları uçuşuyordu. Etrafa hortumdan siyah tozlar sıçrıyordu.
üzerindeki varlık sürekli yer değiştiriyordu ışık hızı ile odanın her köşesine gidip bir anda yok olup tekrardan ortaya çıkıyordu.
Hortum başladığı gibi aynı hızda durdu. Yerde diz çökmüş kırmızı gözleri ile Nilay'a bakan şeytan duruyordu.
Nilay'ın nefesi kesilmişti gözlerini dehşetle açıp kendini yataktan atmaya çalıştığı sırada şeytan devasa cüssesiyle ayağa kalkıp Nilay'ı yataktan tek el hareketi ile kaldırıp duvara fırlattı.

Acıyla inledi yerde hareketsiz yatarken karnına sert bir tekme attı. başı dönüyor ve acıdan nefes alamıyordu.
Nilay gözlerini sımsıkı yumdu "öldürün beni" diye inliyordu. saçlarından tutup aç gözlerini diyerek
kendisine bakmaya zorladı.

 Korkudan gözlerini açamayıp "al canımı al" diye diye sayıklıyordu. "Aç gözlerini" seni değil karnındakini parçalarım yoksa!gözlerini istemsizce korkuyla açtı. Kırmızı gözlerden ateş yansıyordu adeta. Kafasındaki boynuzlar bir keçininki gibi sivri ve uzundu.

Nilay burnundan süzülen bir sıcaklık hissetti, dudaklarına doğru akan paslı bir tat geldi...

Ateş bakkalın önünde durup “sigara alacağım sende bir şeyler ister misin ?”dedi. “Hayır çok teşekkürler bende burda inerim telefonla görüştükten sonra” dedi.
Ateş bir şey söylemeden indi arabadan. Aklından bir sürü senaryo geçiyordu. O evde ne olmuş olabilir ayakkabı bile giymeden dışarıya gözü dönmüş bir şekilde bir kadın kendini neden atar!
Aklına tek bir ihtimal geliyordu şerefsizin biri kıza saldırmış olabilir daha da kötüsü  tecavüz etmeye çalışmış.
Bu ihtimalleri düşündükçe dişlerini sıkıp ellerini yumruk yaptığının farkında bile değildi.
Kasiyerin fiyatı söylemesiyle kendine geldi. “ buralarda kadın ayakkabısı alabileceğimiz bir yer var mı?”
“Ne tarz bir ayakkabı klasikse eğer “ lafını bitirmeden Ateş sabırsızlıkla araya girdi
“ hiç fark etmez kadın ayakkabısı olsun yeter”  kadın gülümsemesini bozmadan eliyle yolun karşısında ki bir dükkanı işaret ederek;
“Bakın tam karşınız da Tuna butik  yazıyor orda bulabilirsiniz belki “ teşekkür ederek kasadan ayrıldı.
Koşarak karşı dükkana gidip bir çift 38 numara spor ayakkabı aldı. Döndüğün de buse telefonunu uzatarak
“herşey için çok teşekkür ederim,başınıza bela oldum resmen.”buse konuşurken utancından sürekli gözlerini kaçırıyordu.
“Kartınız varsa alabilirim yada size numaramı vereyim beni ararsınız”  Ateş söylediği hiç bir şeyi umursamadan poşetten ayakkabıyı çıkartıp buse’ye uzattı. Buse öyle mahcup olmuştu ki yanakları al al olmuştu.
Ateşin içinden buseye sımsıkı sarılmak geçti..  Ateş;”ne zaman seni almaya gelecekler.
İstediğin bir yer varsa seni bırakabilirim dedi. “Yeterince başına dert oldum daha fazla kalamam”
Bir anlık sensizliğin ardından ateşin telefonu çaldı buse heyecanla baktı “sanırım seni arıyorlar”
Buse annesine telefonun bozulduğunu ve yan komşudan aradığını söyledi.Ahmet abisinin numarasını istedi ve hemen Ateşe sormadan aradı.
“Ahmet abi çok acil görüşmemiz lazım. Ablam haklı hayal görmüyordu hasta değil ablam yaşadığı her şey gerçek!”
Ahmet cevap vermeyince buse devam etti,konuşurken sesi çatallaşıyor ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
“Ablamı o hastaneden derhal çıkartmalıyız , sana her şeyi anlatıcam sonra bana hak vereceksin”
Ahmet duydukları karşısında kayıtsız kalmıştı.Tamam buse sen bize geç bir saate orda olurum”
Buse panikle sesini yükselterek “Asla o eve gitmem sen bulunduğum yere gel!”
Ahmet de sinirlenmişti boş şeylere ayıracak vakti yoktu yeterince canı sıkkındı zaten.  “Konum at buse o zaman !”

Buse telefonu kapattığında yüzüne sert bir tokat yemiş gibi oldu.  Ahmet’in konuşma tarzına anlam veremeyip öfkelenmesine sebep oldu.

Ahmet buse'nin attığı konuma vardığında telefonu çaldı.Hastaneden aramışlardı Nilayın kanaması olduğunu duyunca gerisini dinleyemedi bile her şey dejavu gibiydi sabah rüyasında gördüğü konuşmayla birebir gerçekleşmişti.

Ahmet bunları düşünürken öyle dalmıştı ki cama vurulma sesi ile irkildi. arabanın kilidini açıp busenin oturmasını bekledi.Hemen buseye dönüp şimdi bir telefon geldi Nilay'ın kanaması varmış! Buse bir kere daha yıkılmıştı ahmet dörtlülerini yakıp makas yaparak yolda son sürat gidiyordu. Buse olanlar hakkında ağzını açamamıştı. korna sesleri dışında arabada çıt çıkmadan
hastaneye vardıklarında. Nilayın durumunu öğrenip odasına girdiklerinde. Nilayı yerde baygın vaziyette buldular.
Buse "Aman Allahım abla aç gözlerini sana ne yaptılar böyle" diyerek hıçkırıklara boğuldu. Ahmet nilayı kucağına alıp yatağa yatırdı. Burnu kanıyordu ve sayıklıyordu.. "Al canımı artık alın canımı" diyordu.Ahmet ben geldim bebeğim
geçti iyi olacaksın deyip kendine hakim olmak için çalışsa da istemsizce gözlerinden yaşlar akıyordu.
Buse yataktaki çarşafı düzelmek için çarşafı kaldırdığında ikisi de aynı anda.
yatağında bebeklerin altını bezlerken serdikleri koruyucuyu bezi gördü üstü kan içindeydi.
Ahmet kapının önünde hiç bir işe yaramayan öylece bakan hemşireye öyle bir bağırdı ki koridor da sesi yankılandı.
"Karımın bu halde ne işi var? Sizler burda ne yapıyorsunuz? Bunun hesabını vereceksiniz diyerek baş hekimin yanına çıkmaya gitti"
Hemşire hiç bir şey söyleyememiş hastanın nabzını kontrol etmek için yatağa geldiğinde busenin sert bakışları altında eziliyordu.
Serumunu tekrardan bağlarken "sakinleştirici ilaç verildi bu kadar kısa sürede uyanması imkansızdı"dedi.
Buse "siz böyle sorumsuz olduğunuz sürece ölse kız burda onuda normal karşılarsınız!" dedi.  Hemşire hiç bir şey demeden doktora haber vermeye çıktı.

Pırıl pırıl bir gökkuşağına bakarken içi huzurla  dolmuştu. Etrafta her yer gözünün alabildiğine yeşildi.
Rengarenk çiçeklerle kaplıydı Çimen’ler... Nilay uzun zamandır böyle rahat hissetmemişti kendisini.
Bir kelebek kondu omuzuna gök mavisi rengi ile muhteşem görünüyordu.. Kelebek etrafında uçmaya başladı yol gösterir gibi bir hali vardı... Kelebeği takip etti sürekli Nilay’a taraf uçup sonra gidecekleri yöne doğru ilerliyordu.
Burnuna mis gibi ıhlamur kokuları geliyordu. Yerler hafif nemliydi ayakkabılarını çıkartıp toprağın ve çimin o nemli,O güzel hissini yaşayarak hiç düşünmeden kayıtsız şartsız kelebeği takip etti. Kelebek bir tepede durdu.
Nilay tepeye yaklaştığında ağzı hayretle aralandı. Karşısında mas mavi bir gök yüzünün altında.
Büyük bir şelalenin berrak suları akıyordu suyun sesi yüreğini huzurla doldurdu. Kelebek tepede özgürce uçuyordu.
Arkasından gelen ufak bir esinti ile irkilerek kollarını birleştirdi. Hiç bir şey düşünmüyordu beyni reset atılmış gibi bomboş ve tazeydi..


“Üşüdün mü?” Birden yanında beliren adama hayretle baktı.
Karşısında ki adam kendisinden en az on santim uzunlukta kaslı,yakışıklı bir adamdı.  Hafızası canlanmaya başlıyordu...
“Nasıl buldun manzarayı?”
Nilay tekrardan manzaraya bakıp.

“Tek kelimeyle muhteşem”dedi..
“Beğeneceğini tahmin etmiştim”dedi tebessüm ederek.
“Bu yerde ne aradığımı bilmiyorum,daha önce hiç bu kadar bakir bir manzara görmemiştim çok garip sanki buraya daha önce hiç kimse gelememiş yalnızca bana aitmiş gibi hissediyorum. Tabi taki sen gelene kadar” ...
Nilay'ın içindeki huzur onu yavaş yavaş terk ediyordu, Bu adam buraya gelip her şeyi mahvetti diye içinde hayıflanırken..
“Sende amma nankör çıktın seni buraya getireyim üstüne birde azar işiteyim diye getirmedim” 
Nilay şaşkınlıkla gözlerine bakmaya devam etti bir yandan gözleri hiç yabancı gelmiyor, ne kadar da güzeller  diye içinden geçirirken “ Tatlım bu bölümü geçmiştik,seninkiler de bir o kadar güzeller, sen sormadan söyleyeyim kehribar rengi”
Adam hoşnutlukla gülümserken Nilay’ın kaşları çatıldı.  Adam elini Nilay’a uzatarak “Elimi tut”diye buyurdu.

Nilay ; “Ne münasebet!” Dedi. “

Sana hatırlaman gereken kısımları göstereceğim sadece. Bu anın bozulmasını istemediğini biliyorum,
merak etme bir süre burda sohbet edeceğiz kimse bizi rahatsız etmeden.
Nilay çok kararsız kalmıştı bu adamı tanımıyordu ve onda bir şeyler içini huzursuz ediyordu! “Beni tanıyorsun”...
Nilay hayretle bakarak “içimden geçenleri okuyabiliyorsun”

Adam Nilay’ın sözünü bitirmeden elinden tuttu ve “daha bir çok şeyi biliyorum sende öğreneceksin” Nilay bir anda transa geçmişti geçmişte yolculuk ediyordu... Bayılmak üzereyken adam kollarının arasına alıp “uyan” dedi. Nilay gözlerini açtığı an “Azad ”dedi.
Azad kollarındaki kadına bakıp gülümsedi “hoş geldin tatlım!” Nilay aceleyle kollarından kurtulup “Bunlar ne demek oluyor benneredeyim şu anda?” Dedi. 

Azad yüzünü manzaraya doğru çevirerek “Senin için hazırladığım,bir simülasyon’un içindesin“.

                                              Devamı pek yakında..

Bu yayını'mı sevgili; best_princess, burcu3434, Maksimus,berfin_bifreb ithafen yayınlıyorum... Paylaşım yaptığım ilk günden beri
yorumlarınızı esirgemediğiniz için, çok teşekkür ediyorum...

Yorumlar

  1. Vay beee neler oldu öyle neler neler nutkum tutuldu resmen bu azad da az değil he işini biliyor ama şeytan o şeytan güvenmeyin :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) daha neler neler var aklımda umarım aktarabilirim yazıma ;)

      Sil
  2. Best_princess12 Nisan 2018 09:57

    Ya çok tatlısınız bana itafen yamışsınız çok teşekkür ederim.

    Çok çok çok güzel bir bölümdü yine okurken gözlerimden yaşlar geldi.

    Bir anda neler olduğunu şaşırdım valla cok iyiydi ya...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sizin tatlılığınız :) ben çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. çok teşekkürler nuray hanım çok tatlısınız beni çok mutlu ettiniz ! ayrıca şoktan şoka da soktunuz bi afalladım neler oluyor diye resmen karaktere büründüm bi an Nilayın acılarını yaşadım inanılmaz bir bölümdü beni benden aldınız gerçekten tebrik ediyorum sizi süpersiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende sizlerin yorumları ile bir o kadar mutlu oluyorum.. ayrıca ben teşekkür ederim iyiki varsınız...

      Sil
  4. berfin_bifreb12 Nisan 2018 10:03

    Nuray hanım çok teşekkür ederim ilk günden itibaren beni her seferinden şoktan şoka sokup tüylerimi ürperttiğiniz için de çok teşekkürler acı çekmeyi seviyorum galiba serinize başladığımdan beri aklımda neler neler var anlatamam her seferinde beni şaşırtıyorsunuz acaba şu mu olacak bu mu olacak derken bambaşka şeylerle karşılaşıyorum ben şok ben yerlerde :) resmen benimde gözlerimden yaşlar geldi ürperdim korktum ben !! ya lütfen bi daha kinde altıma kaçıracak kadar korkmak istiyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Berfin hanımcım siz birde bu yazılar yazarken yaşadıklarımın kamera arkasını görseniz... eşim sağolun her gün bir yolunu bulup eve gizlice girip korkutmanın bir yolunu buluyor 😀 bu arada ben teşekkür ederim iyiki varsınız

      Sil
  5. Yine ve yeniden döktürmüşsünüz bravo tebrik ederim sizi...

    YanıtlaSil
  6. bu yazılanların hepsinin kurgu olduğuna inanmıyorum ben böyle olaylar günümüzdede yaşanan şeyler bu cinliler ile uğraşan insanlar gerçekten böyle şeyler yaşıyorlar günümüzde ve geçmişimizde zaman zaman yaşanmışlıklar bunlar aslında bu yazılanları okuyan ve az cok Allah korkusu olan herkez bilir bunları, ayrıca bu şekilde kaleme almak ve aktarmak kurgu ile karışık yaşanmışlıkları böyle anlatmak da cesaret ister her insanın kaldırabileceği şeyler değildir. tebrik ederim sizi gerçekten tüylerimi ürpertip içime korkuyu sardınız. başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araştırıyorum haktan bey. Çevreden yaşayan insanlardan da birebir dinliyorum. Çok teşekkür ederim

      Sil
  7. yok artık daha neler iliklerime kadar ürperdim bunlar bi yerden alıntı fln mı nasıl bir insan böyle şeyler yazabilir ki :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alıntı değil kesinlikle. Ne mutlu ürpertebildiysem:)

      Sil
  8. Yazılarınıza bayıldım, açıkçası nedir acaba diye başladım ve yaklaşık 1 saattir okumaktayım, Son bölüm olduğu için üzüldüm açıkçası devamını ne zaman yayınlarsınız acaba cok güzel bir kurgu olduğu orjinalliginden belli. Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz öyleyse sizde aramıza.. çok mutlu oldum çok teşekkür ederim pazartesi günü yeni bölüm yayında olacak

      Sil
  9. her noktadan sonra büyük harfle başlamışsınız, Onun dışında kurgu mükemmel...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Aceleye getiriyorum,çok teşekkür ederim

      Sil
  10. Harika gerçekten. Acilen kitap çıkar tatlım. Beklemek istemiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha kırk fırın ekmek yemem lazım canım :) günün birinde oda olacak inş :)

      Sil
  11. Çok teşekkür ederiz rüyalarımızın kabusu oldunuz bağımlı olduk bizde kabuslara kopamıyoruz. Çok incesiniz bu gece daha cok korkucam :)

    YanıtlaSil
  12. vayy Buket hanım siz korku okurmuydunuz gözlerim yaşardı şaşırtıyorsunuz beni

    YanıtlaSil
  13. BROTHER_LİNE12 Nisan 2018 14:31

    A great article. Congratulations

    YanıtlaSil
  14. Arda ÖZTÜRK12 Nisan 2018 15:03

    Yorumlardan da anlayacağınız şekilde gayet başarılır bir deneme yazısı olmuş. Profesyonel anlamda dökebilmek adına kendinizi geliştirme aşamasında olduğunuz aşikar ki birinci bölümden bu bölüme kadar çok yol kat etmiş durumdasınız tebrik ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.

    Yeni bölümler ile ilgili bir yayınlama tarihi varmıdır acaba yoksa ne zaman bitirir iseniz o zaman mı yayınlıyorsunuz acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ever Arda bey, deneme yazıları yaparak ileriye götürmek için gayret ediyorum. Henüz yolun başındayım yazdıkça daha iyisi olacağına inanıyorum. Çok teşekkür ediyorum yayınlarımı açıkcası yazdıkça paylaşıyorum şuanda ilk defa hazırda bir bölüm var onuda pazartesi günü paylaşmayı planlıyorum ,daha sık yazabilirsem günlerini belirleyeceğim ilerleyen zamanlar da..

      Sil
  15. 0
    kardeş sen naptın nerden buldun bunları Tırsıttın bizi helal

    YanıtlaSil
  16. Birşey soruma siz böyle hikayeler fln yazıyorsunuz bunlar size rahatsızlık fln vermiyor mu tehlikeli işler

    YanıtlaSil
  17. Gerçekten korkmaya başladım

    YanıtlaSil
  18. Allah rızası için devamını getirin çok iyi bir deneme olmuş

    YanıtlaSil
  19. Biz burda tırstık diyoruz sen Allah rızası için devamını getir diyorsun dostum hayırdır 😀

    YanıtlaSil
  20. istemsizce çığlık attım

    YanıtlaSil
  21. Çok beğendim çok sürükleyici olmuş tebrik ederim gayet başarılı

    YanıtlaSil
  22. Ben bu azada hiç güvenmiyorum seni huzursuz ettiğine göre kesin şeytangillerden. Ayy gene harika olmuş çok merak ediyorum neler olacağını..🤔 okuma hevesimi artıyor yazılarınız adeta çok tebrik ediyorum 👍

    YanıtlaSil
  23. Gerçekten güzel kurgulanmış hem hayatdan kesitmiş gibi hem değilmiş gibi acaba uyandırıyor. Hikaye müthiş bebeğim devamını bekliyorum merakla.��

    YanıtlaSil
  24. Unutulmayanlar13 Nisan 2018 14:03

    gerçekten sürükleyici ve ürpertici bir seri olmuş tebrik ederim devamını bekliyorum

    YanıtlaSil
  25. Melih Kılıç13 Nisan 2018 15:19

    Yazılarınız çok akıcı diliniz güzel ve anlatım güçlüğü yok. Başarılı bir kurgu olduğu aşikar. Devamı niteliğinde de merak uyandırıyor, profesyonel anlamda bu konuda kendinizi geliştirmeniz durumunuzda ciddi yol alabilirsiniz. Başarılarınızın devamını dilerim

    YanıtlaSil
  26. Bu kadar sürükleyici olacagını beklemiyordum. Çok başarılı bir o kadar da heyecanla okudum tebrikler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim.
N.D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Görünmeyenler 8.bölüm

Görünmeyenler 5.Bölüm

10.bölüm